bazen incir çekirdeğini doldurmayacak şeyler büyük mutluluklar getirir ümidiyle.....
19 Ekim 2012 Cuma
İşin Sırrı
İçindeki çocuğu öldürmemektedir işin sirri. Gülebilmekte gözünden yaş gelinceye kadar.... Gündüzken hayallere dalabilmek, deli gibi özlemektedir.. Sevginden çıldıracağını sanarken öfkeden delirebilmekte. Bir saniyede hayatini değiştirme karari verebilirken aylarca düşünüp bir küçücük adım atamamakta. Bir sırt çantasi dünyayı dolaşmaya yeter sanıp 'Bu benim hayatim , istedigim gibi yasarim' a deli gibi inanmaktadir. Dünyaya tek başına karsi koyarsin sanmaktadir. İsin sirri hayat seni yontmaya eğmeğe bükmeye çalışırken ; mantık, duygularla savaşa girismişken , yine de hayata meydan okuyabilmektedir.
16 Ekim 2012 Salı
Sımsıkı yapışmıştı elindekilere,
kaptırmamak için gelip geçene.... Uzun zamandır da fırsatı olmamıştı avucunu
açıp bakmaya ; düşünmemişti bile gerçekten lazım mıydı avucundakiler hala ya da
en kolayı mı buydu ? Kötü hissetmez miydi insan kendini elde avuçta bir şey
kalmayınca....Ondan mıydı bu sadakat? Gerçekten eksik hisseder miydi acaba
bırakıverince usulca elindekileri. Hem bırakınca bir kez olsun, kaybetmiş mi
sayılırdı onları ?Onca yılın sadakati, özverisi o kadar da vefasızca terk mi
ederdi o sıcacık yuvasını? O anda şimşek gibi çaktı beyninde tüm sorularının
tek cevabı: 'İşte' dedi 'işte bu emin olamama halidir insanı vazgeçirmeyen
avucundakilerden....' .Çok geçmeden bir bakın derim elinizdekine,
avucunuzdakine... Belki de sadece elinizi meşgul ediyordur....Aslında onlar olmadan
da siz aynı sizsinizdir belki de...
30 Eylül 2012 Pazar
Beraber büyümek....
Ben her
bahar aşık olurum
Rüzgar
olur yağmur olurum
Filizlenir anılarda gururum
Taşar içimden ruhum
Filizlenir anılarda gururum
Taşar içimden ruhum
Bende zincirlere
sığmayan o deli sevdalardan, kızgın
çöllerde rastlanmayan büyülü rüyalardan,kolay kolay taşınmayan doludizgin duygulardan,yalanlardan
dolanlardan daha güçlü bir yürek olduğunun cesaretini aldım
onun şarkılarından.. Aşkı bulduğumda , herşeyden vazgeçmeye hazırken şu satırları mırıldandım :
Sazlarım
vardı
Irmaklarım
vardı
Çakıl taşlarım vardı benim
Ama sen başkasın
Anlıyor musun
Başkasın
Çakıl taşlarım vardı benim
Ama sen başkasın
Anlıyor musun
Başkasın
Eşim dostum vardı etrafta
hayatı sorgulayan seçimlerinden ötürü. Onlarla ağlarken mırıldandık çok
zaman ikili deliliği yalvararak sevdiğimiz
ama vazgeçemediklerimize:
Lütfen
Görmeyeyim
seni
Bir yerlerde karsima çikma
Konusmayalim, bakismayalim
Ne olursun
Bazense daha cesurduk ve vazgeçtik onun satırlarında gözlerden , sözlerden.
Bir yerlerde karsima çikma
Konusmayalim, bakismayalim
Ne olursun
Bazense daha cesurduk ve vazgeçtik onun satırlarında gözlerden , sözlerden.
Sonra duygular durulmaya başladı
onunla beraber ama hesaplaşmalar hiç bitmedi. Gün oldu ya hayat çok
insafsız geldi ya da küçük bir boşluğumuzdan
yakalandığımızda gemileri yaktık ,çok da canımız
yandı ve bir de baktık ki kendimize yıldızlardan bile uzaktık. İşte o zor
zamanlarda tavsiyeler bile aldık ondan. Bazen daha fazla olduğunda
her şey,eşikten atladığımızı
hissettiğimizde, anlam azaldığında,
radyoyu açıp şarkı tutmayı ya da kitap
okumayı hatta balkona çıkıp bağırmayı ondan öğüt
aldık.Çünkü öğrenmiştik artık zehrin dışarı
akmadan yüreğin yıkanmadığını.O
yüzdendir belki de sık sık aldık elimize mikrofonu şarkılar söyledik avaz avaz.
Daha büyüdük büyüdük , baktık aslında herkes yaralı
Ne
zaman canın yansa bu kadar derinden
Sanırsın mümkün değil bir daha üzülmen
Ne inat ne gözü kara ne dayanıklı yürek
Acıyor aynı yerden her şeye rağmen
Ne akıl kar ediyor ne fikir o sırada
Biliyorsun geçiyor zamanla ama ne fayda
Sanırsın mümkün değil bir daha üzülmen
Ne inat ne gözü kara ne dayanıklı yürek
Acıyor aynı yerden her şeye rağmen
Ne akıl kar ediyor ne fikir o sırada
Biliyorsun geçiyor zamanla ama ne fayda
Tam bunlarla baş ediyorum derken ne yazık ki kayıplarımız oldu
hayatta . Büyüdükçe kaybettik bazen
beraber yola çıktıklarımızı onunla beraber ve ben evde söyleyip annemin yol
arkadaşsız kalışına ağlarken
biliyordum ki orada bir yerlerde o da kaybettiği canlarına ağlıyor
ve kızıyor onlara şu satırlarda , aslında
annem de için için babama kızarken:
Ben sana küsüm aslında, haberin yok
Koyup gittiğin yerde kötülük çok
Kime kızayım, nazım senden başka kime geçer?
Benim sensiz kolum, bacağım, ocağım yok .
Ben sana küsüm aslında, haberin yok
Koyup gittiğin yerde kötülük çok
Kime kızayım, nazım senden başka kime geçer?
Benim sensiz kolum, bacağım, ocağım yok .
Veee bir de baktık ki ne kadar
eskidenmiş her şey . Çok
eskide kalmış gibi geldi zaman
nedir bilmediğimiz , herkesle arkadaş olduğumuz, şarkıların bu kadar incitmediği
günler. Baktık ki o da satırlarında boş çerçevelerden
, geçip giden gençlikten kimsenin bize ihanet etmediği ,bizim
kimseyi aldatmadığımız, kimseye küsmediğimiz ,kimsenin
ölmediği günlerden bahsediyor ve bize de çok
eskidenmiş gibi geldi onunla
beraber. Sonra istedik ki başımızı omzuna yaslayalım
sevdiğimizin ve yeniden başlayalım
hayata özlediğimiz o yerin hayalini kurarken...
Sonra hep aynı şey oldu ve silkelendik küllerimizden doğduk , hadi bir Sezen
gecesi yapalım dedik .Bu kez de onun fıkır fıkır , hayati tiye alan halinden birşeyler
söyledik , hayata inat, kadere inat.Kahpe kader derken göbek atmaya , çat diye
çatlamak üzereyken , neresinden tutup düzeleceğimizi bilemediğimizde, hatta
kendimizi boğasımız geldiğinde çakkıdı çakkıdı oynamaya başladık.
16 Eylül 2012 Pazar
Moral- motivasyon
Morale ihtiyacim oldugunda girer devreye savunma mekanizmam. Gucsuz durmama , yenik durmama izin vermez. Bir anda degistirir bakis acimi ve ben kendime bile aciklayamadigim bir sekilde taze hissederim kendimi. Cunku bilirim ki ben, sular akarken , zaman gecerken hayat durup da beni beklemeyecek. Hayattan mola almak en buyuk lukstur aslinda. Eger mola hakkin yoksa soluk almalarin da kisa ama sık olmali. Gecen zamana inat ben de aldim alacagimi bu hayattan diyebilmeli. Hayattan tad almaniz dilegimle iyi pazarlar....
6 Eylül 2012 Perşembe
yine mi sonbahar?
Tuhaf duygular yaratıyor bu sonbahar bende.... Onu sevmemi istemiyor gibi sanki... Sadece yaprakların değil sanki hayatımın renklerini çalıyor gibi hissediyorum. En güzel doğa manzarasında bile sarıya çalan bir hüzün.... Sevdiğim herşeyden ve herkesten uzaklaştırıyor sanki beni yarattığı duygulardan sebep....Sonbahar kapıdan ceeee deyip baktığında ben kendimi torlanıp toparlanıp terkederken buluyorum sevdiğim şeyleri , sevdiğim yerleri , sevdiğim duyguları... Umarsızlık uzaklaşıyor ilk benden. Dörtnala üstüme üstüme geliyor sorumluluklar , bağlılıklar.... Daha çabuk canı sıkılan , daha çabuk isyan eden , daha az kendine vakit ayıran hatta daha az hayal kuran , kurabilen birine dönüşüyorum.... Ben her yaz o parlak mavilikte, o duru yeşillerle söz veririm bu sonbaharın farklı olacağına ama sonbahar hiç yardım etmez hiç kolaylaştırmaz işimi kararımı uygulamaya çalışırken.... Derdi nedir bu sonbaharın?
5 Eylül 2012 Çarşamba
EL ELE ......
9 Haziran 2012 Cumartesi
Anasının kuzusudur o....
Büyüyoruz ama nasıl? Kendim büyürken anlamadım da kızım büyürken anlıyorum nasıl hazırladığını hayatın bizi daha zoruna daha zoruna.Nice sınavlardan geçiriyor insanı hayat,birilerinden ayırıyor,haksızlığa uğratıyor bazen ya da fırsatlar çıkarıyor önüne ikaz etmeden.Bazen yanından usulca geçiveriyorsun bir felaketin ya da şahanenin, bazen de gümbür gümbür davullar zurnalar çalınıyor hemen kulağının kenarında.Ben şimdi buradan baktığımda görüyorum kaçan ya da yakalanan fırsatın hayat çarkını aslında nasıl da farklı yönlerde çevirdiğini ama biliyorum ki kızım da kendi hayat akışını dışarıdan bir göz gibi izlediğinde ne çok şey biliyor olacak hayat hakkında ama ne kadar da çok kaçırmışım hayatı diyecek.Umarım hayat ona öğretirken bir şeyleri çok ama çok cömert davranır ve bilir ki o kaç yaşında olursa olsun anasının kuzusu.....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


