8 Mayıs 2012 Salı

Ben Yasemin …….. 40 yaşımdayım….



İtiraf etmeliyim, kabullenemiyorum ; o yüzden de yaşımın her getirisine ve tabii götürüsüne bahaneler üretiyorum
*Evet gözlerimin kenarlarındaki çizgiler biraz arttı ama o gülmeyi çok seven biri olduğumdan.
*Saçlarımda da beyazlar var kabul ama bazı insanlar 20li yaşlarındayken beyazlamaya başlıyor.Yaşlılık alameti değil bence.
*Tamam artık 38 beden değilim ama 14 yaşında bir kızım var 38 olmam gerekmez ki. Sanki birkaç kilo versem hala kısacık etekler giyebilirim ,hiç de absurd olmazmış gibi geliyor.
*Hem 30lu yaşlarında çok arkadaşım var ve hepsiyle de aynı dili konuşabiliyorum yani bence benden geçmedi.Gerçi benimle konuşurken sanki biraz fazla saygılılar ama o benim duruşumdan.Saygı uyandırıyorum , yaşıma hürmet değil yani….
*Öğrencilerim hala yaşımı söyleyince hayretler içinde ’40 mı?’ diyorlar demek ki göstermiyorum.
*Emekliliğine kaç yıl kaldı muhabbetleri arkadaş çevremizde biraz sanki çoğaldı. Ama bu da normal çünkü herkes hayatın depdebesinden birgün sıkılıyor tabii ki.
*Geceleri hala dışarı çıkmayı çok seviyorum ; enerjiğim yani. Kabul eskisi gibi tercihim gece sabaha karşı saatlere kadar bar bar dolaşmak değil. Onun yerine dost meclislerinde , muhabbetli sofralarda biz heybelide her gece şarkıları söyleyerek gece geç saatlere kadar eğlenmeyi tercih ediyorum.
*Dost meclisi demişken arkadaş edinmek biraz zorlaştı sanki.Yeni gönüllerde yer etmeye çalışmaktansa sahip olduklarımın tadını çıkarmayı , oldukları gibi kabul etmeyi ve kabul görmeyi tercih ediyorum. Bu da yaş aldığım için değil neyi istediğimi ve neye sahip olduğumu daha iyi kavrayabildiğim için. Acaba bu da yaşla gelen bir şey mi?
*Tamam İstanbuldan uzaklara bir sahil kasabasına falan taşınmak istiyorum ama kim istemez ki kaygılardan uzak huzur dolu bir hayat sürmeyi? 30luk arkadaşlarıma bir sorayım onların da böyle hayalleri var mı?
*Sonra ben nasıl yaşlanabilirim ki? Hayatla ilgili heyecanları olan hayata bakışımı hep diri tutan ve ayak uydurmak istediğim bir kızım var. Onunla yürüyecek çok yolumuz, paylaşacak çok heyecanlarımız olacak.Acaba bu sebepten mi artık bir nikahı izlerken evlenecek çiftten çok annelerinin yüzünü inceliyorum, ne hissediyorlar diye.O yüzden mi annenin kızına bakışı akıtıyor gözümden yaşları…

  Sanırım kabullenmeliyim hayat eski hayat değil. Telaşlarım çoğaldı . Hayat elimden kayıp gidiyor hissim beni huzursuz ediyor. Gidilecek ne çok yer, yapılacak ne çok şey var ama sanki hayat çok hızlı akıyor ve ben hiçbirine yetişemiyorum. Bugüne kadar yaptıklarım ve yapamadıklarım da içimi kemirip duruyor.Ne kadar barışıksam kendimle o kadar da huzursuzum sorgulamalarımdan. Tamam 40 karizmatik bir yaş gibi ama sonraki aşama 50. 30’dan 40’a ne çabuk geçtiğimi anımsarsam bir anda 50 olmak kaçınılmaz gibi gözüküyor.
  Artık gerçek hayatın 20'lerimde düşlediğim masal, 30'larımdaki kabus olmadığını, ancak paylaşarak gelişebilecek bir hayat macerası olduğunu biliyorum. 20’lerimde en sevdiğim şarkı Hayat Bayram Olsa, 30’larımda Hayat beni neden yoruyorsun oldu. 40’larım bana hangi şarkıyı söylemeye hazırlanıyor bilmiyorum ama Benim Hala Ümidim Var iyi bir başlangıç olur gibi geliyor.

2 yorum:

  1. tıpkı seninde söylemiş olduğun gibi "ohhh iyiki doğmuşsun"...

    YanıtlaSil
  2. benim de halaa ümidim var,hiç bitmiyor bizim gibiinsanlarda bu ümit..ama bu yaşlar ilerledikçe inadın yerini kabullenmeyle karışık,ne yaparsan yap aynı yere varırsınlık alıyor ya ondandır herhalde bir rehavet bir kabulleniş bir huzur,bir kendini sevme anlatamam.çok isteklerim var çoook.sen hepsini biliyorsun saydırma bana tekrar...hepsini sizle yaşamak istiyorum! Bundandır; bazen gitmek istesem bile gidememem buralardan...çok yaşa e mi bide çok güzel yaşa!

    YanıtlaSil