İtiraf etmeliyim,
kabullenemiyorum ; o yüzden de yaşımın her getirisine ve tabii götürüsüne bahaneler
üretiyorum
*Evet gözlerimin
kenarlarındaki çizgiler biraz arttı ama o gülmeyi çok seven biri olduğumdan.
*Saçlarımda da
beyazlar var kabul ama bazı insanlar 20li yaşlarındayken beyazlamaya
başlıyor.Yaşlılık alameti değil bence.
*Tamam artık 38
beden değilim ama 14 yaşında bir kızım var 38 olmam gerekmez ki. Sanki birkaç
kilo versem hala kısacık etekler giyebilirim ,hiç de absurd olmazmış gibi
geliyor.
*Hem 30lu
yaşlarında çok arkadaşım var ve hepsiyle de aynı dili konuşabiliyorum yani
bence benden geçmedi.Gerçi benimle konuşurken sanki biraz fazla saygılılar ama
o benim duruşumdan.Saygı uyandırıyorum , yaşıma hürmet değil yani….
*Öğrencilerim hala
yaşımı söyleyince hayretler içinde ’40 mı?’ diyorlar demek ki göstermiyorum.
*Emekliliğine kaç
yıl kaldı muhabbetleri arkadaş çevremizde biraz sanki çoğaldı. Ama bu da normal
çünkü herkes hayatın depdebesinden birgün sıkılıyor tabii ki.
*Geceleri hala
dışarı çıkmayı çok seviyorum ; enerjiğim yani. Kabul eskisi gibi tercihim gece
sabaha karşı saatlere kadar bar bar dolaşmak değil. Onun yerine dost
meclislerinde , muhabbetli sofralarda biz
heybelide her gece şarkıları söyleyerek gece geç saatlere kadar eğlenmeyi
tercih ediyorum.
*Dost meclisi
demişken arkadaş edinmek biraz zorlaştı sanki.Yeni gönüllerde yer etmeye
çalışmaktansa sahip olduklarımın tadını çıkarmayı , oldukları gibi kabul etmeyi
ve kabul görmeyi tercih ediyorum. Bu da yaş aldığım için değil neyi istediğimi
ve neye sahip olduğumu daha iyi kavrayabildiğim için. Acaba bu da yaşla gelen
bir şey mi?
*Tamam İstanbuldan
uzaklara bir sahil kasabasına falan taşınmak istiyorum ama kim istemez ki
kaygılardan uzak huzur dolu bir hayat sürmeyi? 30luk arkadaşlarıma bir sorayım
onların da böyle hayalleri var mı?
*Sonra ben nasıl
yaşlanabilirim ki? Hayatla ilgili heyecanları olan hayata bakışımı hep diri
tutan ve ayak uydurmak istediğim bir kızım var. Onunla yürüyecek çok yolumuz,
paylaşacak çok heyecanlarımız olacak.Acaba bu sebepten mi artık bir nikahı
izlerken evlenecek çiftten çok annelerinin yüzünü inceliyorum, ne hissediyorlar
diye.O yüzden mi annenin kızına bakışı akıtıyor gözümden yaşları…
Sanırım kabullenmeliyim hayat eski hayat
değil. Telaşlarım
çoğaldı . Hayat elimden kayıp gidiyor hissim beni huzursuz ediyor. Gidilecek ne
çok yer, yapılacak ne çok şey var ama sanki hayat çok hızlı akıyor ve ben
hiçbirine yetişemiyorum. Bugüne kadar yaptıklarım ve yapamadıklarım da içimi
kemirip duruyor.Ne kadar barışıksam kendimle o kadar da huzursuzum
sorgulamalarımdan. Tamam 40 karizmatik bir yaş gibi ama sonraki aşama 50. 30’dan
40’a ne çabuk geçtiğimi anımsarsam bir anda 50 olmak kaçınılmaz gibi gözüküyor.
Artık gerçek hayatın
20'lerimde düşlediğim masal, 30'larımdaki kabus olmadığını, ancak paylaşarak
gelişebilecek bir hayat macerası olduğunu biliyorum. 20’lerimde en sevdiğim
şarkı Hayat Bayram Olsa, 30’larımda Hayat beni neden yoruyorsun oldu. 40’larım
bana hangi şarkıyı söylemeye hazırlanıyor bilmiyorum ama Benim Hala Ümidim Var iyi bir başlangıç olur gibi geliyor.

tıpkı seninde söylemiş olduğun gibi "ohhh iyiki doğmuşsun"...
YanıtlaSilbenim de halaa ümidim var,hiç bitmiyor bizim gibiinsanlarda bu ümit..ama bu yaşlar ilerledikçe inadın yerini kabullenmeyle karışık,ne yaparsan yap aynı yere varırsınlık alıyor ya ondandır herhalde bir rehavet bir kabulleniş bir huzur,bir kendini sevme anlatamam.çok isteklerim var çoook.sen hepsini biliyorsun saydırma bana tekrar...hepsini sizle yaşamak istiyorum! Bundandır; bazen gitmek istesem bile gidememem buralardan...çok yaşa e mi bide çok güzel yaşa!
YanıtlaSil