8 Mart 2013 Cuma

Babam için

Telaşımız bir ay önceden başlardı her sene 2 Mart'ta. Üç kardeş organize olurduk ne yapalım diye. En zor kısmıyda ona ne alacağımıza karar vermek çünkü o herşeyin en güzelini giyer , en kalitelisini severdi. Bir gün öncesinden ağzını arardı annemin ; unuttuk mu yoksa diye telaşlanırdı sanki , o sakin ve mağrur bedenin içinde. Annem de hiç açık etmez bilmezlikten gelirdi. O eve gelmeden toplanırdık o akşam genellikle. Evde annemin yaptığı hazırlığın mis kokusu.... Kapıyı çaldığında eminim o da hep heyecanlı olurdu ama hiç söylemezdi. En sevdiği şeydi kalabalık bir aile olduğumuzu bilmek. Yüzüne gururlu bir gülümseme gelir"Hayırdır? Toplanmışsınız " derdi. Ne güzel toplanırdık değil mi babam? Sen pastanı üflerken de hediyeni açarken de nasıl da çocuk gibi sevinirdin. Ben bugün sen gideli kaç sene olmasına rağmen hala için için kutluyorum doğumgününü ; gözümde yaşım ,burnumda baba kokunla. İyi ki doğdun , iyi ki babam oldun.

17 Şubat 2013 Pazar

Hayat dersi


                                                                                                       İnişleri çıkışları vardı, kaygıları , umutları. Asla vazgeçemedikleri ve ulaşamayacağını sandıklarından alırdı hayat enerjisini.Dileği özgürlük ve kalıcı mutluluklardı , öğrenene kadar mutluluğun anlık, özgürlüğün kendi kendini baltalayan bir his olduğunu.Renkti hayatlarında birilerinin, aranandı , merak edilen ama hep de hayatında olabilmek için çabaladıkları vardı.Endişesi , o son an geldiğinde , film şeridi gibi geçtiğinde hayatı gözlerinin önünden, hatalarıyla sevaplarını koyduğunda birer kefeye ,derin ve huzurlu bir oooohhhhh çekebilmekti.Öyle mi oldu ya da öyle mi olur bu işler bilinmez ama ondan olsa gerek son nefesini verene kadar ''daha çok  izlemeli  martıları  insan, daha çok çekmeli temiz havayı içine, daha çok bakmalı sevdiğinin gözüne gözüne,atmamalı içine içine üzüntülerini '' demesi. Hayat ders almak için fırsatlar çıkarır önümüze. Sanırım işte bir ders alma anı daha geldi; yaşam coşkunu asla kaybetme ki sen değil hayat hep borçlu hissetsin kendini sana karşı.   

12 Şubat 2013 Salı

Hayallerle dans

Çok istiyorsan olmasını birşeyin, bıkmadan , usanmadan hayal etmeye devam edeceksin. Kendini göreceksin o hayalin içinde her daim. İster adına kader de , ister evren , ister melekler olsun yardımına koşan ya da yaradan. Her neye inanıyorsan otur onunla masaya ve alacağını almaktan asla vazgeçme. Pazarlığını yap ve söz ver bir süre oturup beklemeye , devam etmeye çok istemeden yaptıklarına , onun hayallerini gerçekleştirmesi kayıt ve şartıyla. Ondan da söz al ki senin değerini unutmasın,layık olduklarını versin sana en kısa zamanda. Unutma ve unutturma çok değerlisin , sensin dünyanı bu haline getiren ve istediğin hallere sokacak olan. Sarıl kendine ve sahip çık hayallerine , bir gün orada yaşamak istiyorsan.

30 Ocak 2013 Çarşamba

Canımın içine ithaf olunur……




Hakkım saydığın elinden alındı mı hiç? Kazandım bu kez deyip de tacını kaptırdığın ya da inandığın dağlara kar yağdığı? Tam da zamanı geldi sanırken kaçırdığın oldu mu peki? Benim oldu, hem de kaç kez, kaç şekilde…... Sıkıca tuttuklarım, sırtımı yasladıklarım, ruhumu açtıklarım , benim sandıklarım  yaptılar bazen yapacaklarını ya da gittiler arkalarına bile bakmadan. Düşünmesi bile güç olaylar ansızın kapımı çaldığında, asla dayanamam dediklerim tekrar tekrar başıma geldiğinde, sevdiklerimin canı yandığında, sevdiklerim canımı yaktığında hep daha güçlü kalktığımı fark ettim ayağa. Bazen kendi gücüme hayranlık duydum , aynadaki kendi aksime baktım uzun uzun memnuniyetle…. Bazen de durdum ve düşündüm bu güç nereden diye….  Sonra sonra anlamaya başladım ki gücüm cesaretimden, kararlılığımdan, asla vazgeçmeyişimden. Yoruldum dediğim olmuyor mu oluyor  tabii. Durduğum, dünya dursun istediğim , mola zamanı diye haykırasım geldiği? Hem de kaç kez…. Ama ben en çok kendime inanırım, en çok kendimi tanırım ve en çok kendime güvenirim ve çok iyi bilirim ki ben istersem her şey olur, ben varsam her şey tamamdır, benim ışığım birçoklarını aydınlatır. Renklerimi solduramaz ne bir başkasının karanlığı, ne de ruhunun kiri ….. 

5 Ocak 2013 Cumartesi

M.O.L.A

Duygusallaşabildiğim anlarda mutluyum aslında; gözümden yaş akabilecek kadar derinleştiğimde; fısıltıları dahi duyabildiğimde. O anlarda mola almış hissederim kendimi hayattan. Şu an olduğu gibi. Sahildeyim. Tek başıma. Yarın kar gelecek diyorlar ama hava alabildiğine açık. Buz gibi soğuğu hissederken ensemde masmavi denize, gökyüzüne bakıp içime çekebiliyorum günü , elimde kahvem ve çikolatalı lokumlarımla. Yaşadığını hissetmek bu galiba, bir ara vermek, soluklanmak... Telaşsız hayatı seviyorum, koşturmacasız. Vitesi düşürmek, duruma göre bakmak, istersen yapmak, bugün yapmayacağım demek..... Öyle anlarda önemli olan kendimiziz aslında çünkü biz belirliyoruz neyin ne olacağını. Öyle anlarda benim ve benim tercihlerimin , ruh halimin önemi var. Ben bugün mola aldım depdebelerden. Molası bol bir hayat diliyorum herkese....

30 Aralık 2012 Pazar

Yine, yeni, yeniden.....

Yeni kararların zamanıdır yeni yıl. Şapkanı önüne koyup düşünmenin. Muhasebe yapmaktır bir nevi. Ders çıkarmak gerekir olandan bitenden. Cesur olmak şarttır esasen bu yeni başlangıçta, eskiyenleri kapının önüne koyacak kadar, sandıkları boşaltacak , şöyle bir havalandıracak kadar hayatını. Eksiği , gediği farketmek, fazla olandan , yük olandan ayrılmak için süper bir zamandır. Ama bir yanılgımız vardır çoğu zaman; sanırız ki yeni yıla uyandığımız sabah bütün hayaller gerçek olmaya başlayacak, sanırız ki yeni kararlar kolayca uygulanacak, kapılar tek tek açılacak . Bu yüzdendir yeni yılın daha 2. gününde uzaklaşmaya başlamamız ümitlerimizden , bu sene de gerçekleşmeyecekler diye. Halbuki koskoca evrende bir kum tanesi olduğumuzu unutmayalım. Bu büyük enerjinin içinde bizim de payımıza düşen nice renkler, nice mucizeler var şüphesiz. Bu yüzden sarılalım bu yıl tüm hayallerimize. Yeni yılın 2. sabahına birincisinden daha da ümitli , daha da mutlu uyanalım. İnanalım ki geçen hergün bizi biraz daha yaklaştırıyor özlediklerimize , beklediklerimize. Sahip olduklarımız için minnettarlık duyarak, sahip olmayı düşlediklerimize, hayallerimize dört elle sarılarak huzurlu, coşkulu, heyecanlı, neşeli, yuvası ferah ruhu refah içinde mükemmel bir yıl geçirmemizi dilerim benim ve benim ne yazdığımı merak eden herkesin.

27 Aralık 2012 Perşembe

Ece.....


Ben onu çok yıllar önce tanıdım. Kendine göre bir duruşu, kafa tutuşu vardı herkese ve herşeye ,küçücük bedenine, kaşık kadar suratına inat. Doğru bildikleri vardı, özlem duydukları ve sahip çıktıkları.Benim gibi pamuklara sarılmış bir hayat yaşamış bir genç kız için çok çok büyük mücadeleleri vardı. Önce hayretle izledim onu, bilindik klişelerle cevaplamaya çalıştım kafasındaki soruları. Ortak heyecanlarımız yakınlaştırdı bizi kısa sürede. Belki de Tanrının eşsiz planının bir parçasıydı ikimizin de kızının olması bir kaç ay arayla. Konuşacaklarımız, paylaşacaklarımız çoğaldı her geçen gün. Sonra çok geçmeden bir de baktım ki hayatımın tam ortasında, en göbeğinde kocaman bir yeri olmuş asla vazgeçemeyeceğim. Nice yollardan yürüdük beraber, ne virajları aldık , bazen de alamadık, ne yollardan geri döndük, nice yeminleri bozduk, çokça ağladık , bolca güldük. Neler neler birikti yıllar içinde. Korkularımız da , umutlarımız da , sevinçlerimiz de , hayallerimiz de birbirine karıştı. Ben ne zaman güzel bir şey görsem o da görsün isterim. Hoş bir melodi duysam onu ararım.Her yer onunla güzel, herşey onunla başedilebilir benim için. Bu hayattaki en büyük başarımdır benim bu dostluk. Ne iyi etmişim de nereye gitse peşinden gitmişim , ne yapalım dese bir denemişim. Çok hayalimiz var onunla .Bir gün o hayaller gerçekleşecekse eğer mutlaka yanımda o da olsun isterim. Her doğumgününde de Tanrının kapılarının sonuna kadar açık olduğuna inandığımdan dilerim ki her istediği gerçek olsun çünkü benim arkadaşım herşeyin en iyisine layıktır.