Uzun uzun baktı arkasında uzayıp giden yola.Geride bıraktıklarına baktı.Engebelere , ağaçlara, çiçeklere, dikenli tellere.Yolun başındayken nasıl da uzun görünmüştü yol. Nasıl da bitmeyecek, aşılamayacak gibiydi engeller.Çetindi şartlar bazı yerlerde.Bazı yerlerse biraz nefes aldırmak ister gibi yemyeşil , cıvıltılı , huzur dolu. O hiç ummadığı anda önünde akan dereyi hatırladı, kana kana onun serinliğini içişini. Yorulduğunda yol kenarında fark ettiği tahta masa nasıl da iyi gelmişti. Ya ağaçların arasında rastladığı ve ona uzunca bir süre eşlik eden köpek? Kuşları hatırladı, şarkılarıyla neşelendiren gününü kimi zaman. Çok bunaldığı anlarda damlayan yağmur, üşüdüğünde ansızın açan güneş sürprizleriydi yolculuğunun.
Sonra tekrar baktı yola. Kaçırdığı , fark edemediği, tadını çıkaramadığı güzellikler de var mıydı acaba? Küçük bir aksiliğe takılıp bir zaman,bir fırsat kaçmış mıydı gözünden?Sever miydi acaba kaçırdıklarını görse? Bulunduğu noktada mı olurdu gene? Belki de hiç ummadığı bir yerde..... İnsanı insan yapan yolculuğu muydu yoksa sonunda vardığı nokta mı bilemedi.
Önünde uzanan yola baktı bu kez.'Keşke biraz daha vaktim olsa' diye düşündü. Bu yol da gidilesiydi. Bu yolda da görülecek şey çoktu muhakkak.Hem daha enerjisi de varmış gibi geldi , onca yorgunluğa rağmen. Nasıl olmuştu da bitmişti onun yolu? Bu kadar mıydı macera, alınan riskler, renkleri hayatın? Durdu derin bir iç çekişle yumdu gözlerini . Başkalarının yolculuk sırasının geldiğini biliyordu. Biliyordu onun yolculuğu buraya kadardı.
bazen incir çekirdeğini doldurmayacak şeyler büyük mutluluklar getirir ümidiyle.....
29 Mayıs 2013 Çarşamba
9 Mayıs 2013 Perşembe
Kız annesi olmak, Naz'ın annesi olmak....
Kız annesi olmak bir kadın için tekrar yaşamak gibi çocukluğunu, genç kızlığını. Hayatı temize çekmek, eskimişleri atmak, havalandırmak tozlanmış rafları , bir gün anlamı olacağını düşünerek sakladıklarını , kıymetini bilecek ellere teslim etmek, kıyafetlerini,makyaj malzemelerini ve hatta ince çoraplarını bile paylaşabilmek.O anlatmadan bilebilmek geçtiği, geçeceği yolları , telaşla atılmak istemek önüne çıkan engelleri göremezse diye. En doğru kararları alsın, zorlu yollara girmesin, hep eteğinin dibinde olsun ama bir o kadar da özgür olsun ruhu diyebilmek. Kız annesi olmak, olduğun gibi değil , onun olmanı istediği gibi olma çabası aslında.Naz'ın annesi olmak is bunlardan çok çok öte .Naz'ın annesiyseniz hep güvenirsiniz ; açık olacağına, doğru adımları atacağına,başaracağına, abartmayacağına , aşacağına hep inanırsınız. O oldum olası arkadaştır . Dinlemeyi çok iyi bilir. Öngörülüdür; çok güzel akıl verir. Sakindir; sakinleştirir. Kontrollüdür ; ne istediğini biler ve tabii ne istemediğini de.Sevecen ve ilgilidir.Duyarlıdır ; olana bitene önem verir.
Naz daha 1,5 yaşındayken ona 'Bu adamlar burada ne yapıyor biliyor musun Naz?' dediğimde sakince 'Bilmiyorum ama tahmin edebiliyorum.' diyecek kadar dikkatlidir.Daha küçücük bir çocukken bütün duygusallığımla şahit olduğum bir olaydan bahsederken 'Yazık.... ' dediğimde Ece'ye dönerek 'Annem herşeye yazık der .' diyerek tepkilerime ne kadar dikkat etmem gerektiğini öğretmiştir bana. O orjinaldir . 4,5 aylıkken diş çıkarmış , 10 aylıkken yürümeye ,hatta konuşmaya başlayarak eşi dostu ürkütmüştür. 3-4 yaşlarındayken okuldan eve dönerken kocaman bir insan gibi 'Günün nasıl geçti annecim?' diyerek beni göz yaşlarına boğmuştur.Tüm sıkıntılarına , sancılarına tek devanın su olduğuna inandığından hayatımızın merkezine 'Su beni susturur.' sloganını yerleştirmiştir. O her zaman özel bir çocuk olmuştur.
Naz'ım son sözler sana: Artık 15 yaşında kocaman bir genç kızsın.Hayat boyu kendimi sağlıklı ve iyi hissetmek istiyorum ki senin , gençliğin enerjisine ve tempona ayak uydurabileyim, heyecanlarını paylaşayım. Gerinde kaldığımı, seni anlamadığımı düşüneceksin bir gün diye endişeleniyorum ve öyle olduğunda kendimi çok yaşlı hissederim diye çok korkuyorum.
Nazom seni çok seviyorum.Lütfen her zaman söyleyecek sözleri olan, söylediği sözler önemsenen ama mutlaka her daim gözlerinin içi gülen biri ol! İyi ki doğdun, iyi ki varsın.Tat kattın hayatlarımıza......
Annen...
6 Mayıs 2013 Pazartesi
Ben, kendim, geçen yıllar ve yeni yaşım
Kendime birkaç sözüm var:
Zaman o kadar hızlı akıyor ki kendimle hesaplaşmaya dertleşme kucaklaşmaya fırsat bulamıyorum. O yüzden doğumgünleri yıldönümleri biz bu hız çağı insanları için bir fırsat gibi geliyor bana.Az buz bir birliktelik de değil bizimkisi hani. Bugüne bugün tam 41 yılım kendimle beraber geçti şaka maka. Bugün doğumgünüm ve bir iki söz edeceğim kendime , kendimden aldığım cesaretle. Akıp giden zamana , birbirini kovalayan yıllara rağmen hala duruyorsun ayakta , eh fena da görünmüyorsun galiba , bir kaç kilo fazlaya ,bir kaç tel beyaza ve bir kaç derin çizgine rağmen. Öncelikle hayattaki duruşumu aynı tuttuğun için teşekkür ederim. Ama bazı günler , hatta dürüst olmam gerekirse çoğu gün , kafanın içi de aynı şekilde az hasarla atlatıyor mu durumu merak etmiyor değilim. Kaygıların var uykularından uyandıran , telaşların çok vitesi düşürmene engel , hüzünlerin var sıkı sıkıya bağlı olduğun , sevdiklerin var uğruna feda etmekten asla vazgeçmediğin ve pişmanlıkların tekrar tekrar sorguladığın. Yormuyor mu bunlar bizi kendim? Kişisel gelişim kitaplarından öğütler alıp alıp uygulayamadıkça daha zor gelmiyor mu yaptıkların? Hep güleryüzlü olmak gerçekten içinden mi geliyor yoksa kendine bugün de nemrut olayım lüksünü kendinden uzaklaşırsın diye mi vermiyorsun? Herkes için , her yerde , doğru zamanda olmaya çalışırken kendini kaçırmıyor musun bazen? Biraz daha bencil biraz daha mutlu demiyor mu çok bilenler? Vaz geçtiklerin , uğruna vaz geçtiklerin kadar kıymetli değil mi yoksa? Dışardan bir gözle bakıp kendime vereceğim bir kaç öğüt var: kabul et artık çok genç değilsin zaman da alıp götürüyor bazı şeyleri. İkinci bir evre başladı hayatında ; bunun adı olgunluk çağı olsun. Bu yeni çağda daha az telaşlı olmak hakkın ama hayallerine ulaşmak için de zamanın azaldığını kabul et. Günlük telaşları bir kenara bırakıp ömürlük telaşların peşine düşme zamanı. Kendine dönmenin , daha bir kıymet vermenin , en çoğunu kendine istemenin. Başlanğıçta biraz zor olur eminim ama dönüp bir bak bize ; sana da başarırız gibi gelmiyor mu biraz yardımla. Hayatın herhangi bir yerinde dokunuşu olan herkese kattıkları için , aldıkları için , çaldıkları için , sevdikleri hatta bazen de sevemedikleri için teşekkür ederim. Beni bugünkü kendim yaptılar. Hadi kendim, koşacak yol çok bana yardım et ; tek başıma bir yere varamam.
Zaman o kadar hızlı akıyor ki kendimle hesaplaşmaya dertleşme kucaklaşmaya fırsat bulamıyorum. O yüzden doğumgünleri yıldönümleri biz bu hız çağı insanları için bir fırsat gibi geliyor bana.Az buz bir birliktelik de değil bizimkisi hani. Bugüne bugün tam 41 yılım kendimle beraber geçti şaka maka. Bugün doğumgünüm ve bir iki söz edeceğim kendime , kendimden aldığım cesaretle. Akıp giden zamana , birbirini kovalayan yıllara rağmen hala duruyorsun ayakta , eh fena da görünmüyorsun galiba , bir kaç kilo fazlaya ,bir kaç tel beyaza ve bir kaç derin çizgine rağmen. Öncelikle hayattaki duruşumu aynı tuttuğun için teşekkür ederim. Ama bazı günler , hatta dürüst olmam gerekirse çoğu gün , kafanın içi de aynı şekilde az hasarla atlatıyor mu durumu merak etmiyor değilim. Kaygıların var uykularından uyandıran , telaşların çok vitesi düşürmene engel , hüzünlerin var sıkı sıkıya bağlı olduğun , sevdiklerin var uğruna feda etmekten asla vazgeçmediğin ve pişmanlıkların tekrar tekrar sorguladığın. Yormuyor mu bunlar bizi kendim? Kişisel gelişim kitaplarından öğütler alıp alıp uygulayamadıkça daha zor gelmiyor mu yaptıkların? Hep güleryüzlü olmak gerçekten içinden mi geliyor yoksa kendine bugün de nemrut olayım lüksünü kendinden uzaklaşırsın diye mi vermiyorsun? Herkes için , her yerde , doğru zamanda olmaya çalışırken kendini kaçırmıyor musun bazen? Biraz daha bencil biraz daha mutlu demiyor mu çok bilenler? Vaz geçtiklerin , uğruna vaz geçtiklerin kadar kıymetli değil mi yoksa? Dışardan bir gözle bakıp kendime vereceğim bir kaç öğüt var: kabul et artık çok genç değilsin zaman da alıp götürüyor bazı şeyleri. İkinci bir evre başladı hayatında ; bunun adı olgunluk çağı olsun. Bu yeni çağda daha az telaşlı olmak hakkın ama hayallerine ulaşmak için de zamanın azaldığını kabul et. Günlük telaşları bir kenara bırakıp ömürlük telaşların peşine düşme zamanı. Kendine dönmenin , daha bir kıymet vermenin , en çoğunu kendine istemenin. Başlanğıçta biraz zor olur eminim ama dönüp bir bak bize ; sana da başarırız gibi gelmiyor mu biraz yardımla. Hayatın herhangi bir yerinde dokunuşu olan herkese kattıkları için , aldıkları için , çaldıkları için , sevdikleri hatta bazen de sevemedikleri için teşekkür ederim. Beni bugünkü kendim yaptılar. Hadi kendim, koşacak yol çok bana yardım et ; tek başıma bir yere varamam.
8 Mart 2013 Cuma
Babam için
Telaşımız bir ay önceden başlardı her sene 2 Mart'ta. Üç kardeş organize olurduk ne yapalım diye. En zor kısmıyda ona ne alacağımıza karar vermek çünkü o herşeyin en güzelini giyer , en kalitelisini severdi. Bir gün öncesinden ağzını arardı annemin ; unuttuk mu yoksa diye telaşlanırdı sanki , o sakin ve mağrur bedenin içinde. Annem de hiç açık etmez bilmezlikten gelirdi. O eve gelmeden toplanırdık o akşam genellikle. Evde annemin yaptığı hazırlığın mis kokusu.... Kapıyı çaldığında eminim o da hep heyecanlı olurdu ama hiç söylemezdi. En sevdiği şeydi kalabalık bir aile olduğumuzu bilmek. Yüzüne gururlu bir gülümseme gelir"Hayırdır? Toplanmışsınız " derdi. Ne güzel toplanırdık değil mi babam? Sen pastanı üflerken de hediyeni açarken de nasıl da çocuk gibi sevinirdin. Ben bugün sen gideli kaç sene olmasına rağmen hala için için kutluyorum doğumgününü ; gözümde yaşım ,burnumda baba kokunla. İyi ki doğdun , iyi ki babam oldun.
17 Şubat 2013 Pazar
Hayat dersi
12 Şubat 2013 Salı
Hayallerle dans
Çok istiyorsan olmasını birşeyin, bıkmadan , usanmadan hayal etmeye devam edeceksin. Kendini göreceksin o hayalin içinde her daim. İster adına kader de , ister evren , ister melekler olsun yardımına koşan ya da yaradan. Her neye inanıyorsan otur onunla masaya ve alacağını almaktan asla vazgeçme. Pazarlığını yap ve söz ver bir süre oturup beklemeye , devam etmeye çok istemeden yaptıklarına , onun hayallerini gerçekleştirmesi kayıt ve şartıyla. Ondan da söz al ki senin değerini unutmasın,layık olduklarını versin sana en kısa zamanda. Unutma ve unutturma çok değerlisin , sensin dünyanı bu haline getiren ve istediğin hallere sokacak olan. Sarıl kendine ve sahip çık hayallerine , bir gün orada yaşamak istiyorsan.
30 Ocak 2013 Çarşamba
Canımın içine ithaf olunur……
Hakkım saydığın elinden alındı mı hiç? Kazandım bu kez
deyip de tacını kaptırdığın ya da inandığın dağlara kar yağdığı? Tam da zamanı
geldi sanırken kaçırdığın oldu mu peki? Benim oldu, hem de kaç kez, kaç
şekilde…... Sıkıca tuttuklarım, sırtımı yasladıklarım, ruhumu açtıklarım ,
benim sandıklarım yaptılar bazen
yapacaklarını ya da gittiler arkalarına bile bakmadan. Düşünmesi bile güç olaylar ansızın kapımı çaldığında, asla dayanamam dediklerim tekrar tekrar
başıma geldiğinde, sevdiklerimin canı yandığında, sevdiklerim canımı yaktığında
hep daha güçlü kalktığımı fark ettim ayağa. Bazen kendi gücüme hayranlık duydum
, aynadaki kendi aksime baktım uzun uzun memnuniyetle…. Bazen de durdum ve
düşündüm bu güç nereden diye…. Sonra
sonra anlamaya başladım ki gücüm cesaretimden, kararlılığımdan, asla
vazgeçmeyişimden. Yoruldum dediğim olmuyor mu oluyor tabii. Durduğum, dünya dursun istediğim ,
mola zamanı diye haykırasım geldiği? Hem de kaç kez…. Ama ben en çok kendime
inanırım, en çok kendimi tanırım ve en çok kendime güvenirim ve çok iyi bilirim
ki ben istersem her şey olur, ben varsam her şey tamamdır, benim ışığım
birçoklarını aydınlatır. Renklerimi solduramaz ne bir başkasının karanlığı, ne
de ruhunun kiri ….. 

5 Ocak 2013 Cumartesi
M.O.L.A
Duygusallaşabildiğim anlarda mutluyum aslında; gözümden yaş akabilecek kadar derinleştiğimde; fısıltıları dahi duyabildiğimde. O anlarda mola almış hissederim kendimi hayattan. Şu an olduğu gibi. Sahildeyim. Tek başıma. Yarın kar gelecek diyorlar ama hava alabildiğine açık. Buz gibi soğuğu hissederken ensemde masmavi denize, gökyüzüne bakıp içime çekebiliyorum günü , elimde kahvem ve çikolatalı lokumlarımla. Yaşadığını hissetmek bu galiba, bir ara vermek, soluklanmak... Telaşsız hayatı seviyorum, koşturmacasız. Vitesi düşürmek, duruma göre bakmak, istersen yapmak, bugün yapmayacağım demek..... Öyle anlarda önemli olan kendimiziz aslında çünkü biz belirliyoruz neyin ne olacağını. Öyle anlarda benim ve benim tercihlerimin , ruh halimin önemi var. Ben bugün mola aldım depdebelerden. Molası bol bir hayat diliyorum herkese....
Kaydol:
Yorumlar (Atom)




