30 Eylül 2012 Pazar

Beraber büyümek....


    
'37 yıldır sahnelerdeyim 'dedi dün ve ekledi ' Allah beni neden buna layık gördü bilmiyorum ama bana geleni herkesle paylaşmam gerek diye düşünüyorum.' Ve her şarkıda , her ezgide büyüdü ,büyüdü o mini minnacık serçe ..... Ben 40 yaşındayım ve kendimi bildim bileli onun her yeni şarkısında yeni bir evreyi yaşıyorum. Ergenliğin tavan yaptığı yıllarda , ilk aşk sancıları çekerken , platonik platonik hayaller kurarken geçer geçer daha öncekiler gibi, sen ağlama dayanamam, geri dön, beni unutma'da buldum hayallerimin aşkını, ayrılığını, kavuşmasını....O yıllarda öğrendim ağlamanın insanca, coşkulu ve güzel birşey olduğunu.O gün bu gündür hiç sakınmadım göz yaşlarımı kimseden ya da hiçbir şeyden… Daha kendimi bulmaya başladığımda dudağımda şu sözler vardı: 
Ben her bahar aşık olurum
Rüzgar olur yağmur olurum
Filizlenir anılarda gururum
Ta
şar içimden ruhum
 Bende zincirlere sığmayan o deli sevdalardan, kızgın çöllerde rastlanmayan büyülü rüyalardan,kolay kolay taşınmayan doludizgin duygulardan,yalanlardan dolanlardan daha güçlü bir yürek olduğunun cesaretini aldım onun şarkılarından.. Aşkı bulduğumda , herşeyden vazgeçmeye hazırken  şu satırları mırıldandım : 
Sazlarım vardı
Irmaklarım vardı
Çakıl ta
şlarım vardı benim
Ama sen ba
şkasın
Anlıyor musun
Ba
şkasın       
Eşim dostum vardı etrafta hayatı sorgulayan seçimlerinden ötürü. Onlarla ağlarken mırıldandık çok zaman ikili deliliği yalvararak sevdiğimiz ama vazgeçemediklerimize:
Lütfen
Görmeyeyim seni
Bir yerlerde karsima çikma
Konusmayalim, bakismayalim
Ne olursun

 Bazense daha cesurduk ve vazgeçtik onun satırlarında gözlerden , sözlerden.
Sonra duygular durulmaya başladı onunla beraber ama hesaplaşmalar hiç bitmedi. Gün oldu ya hayat çok insafsız geldi ya da küçük bir boşluğumuzdan yakalandığımızda gemileri yaktık ,çok da canımız yandı ve bir de baktık ki kendimize yıldızlardan bile uzaktık. İşte o zor zamanlarda tavsiyeler bile aldık ondan. Bazen daha fazla olduğunda her şey,eşikten atladığımızı hissettiğimizde, anlam azaldığında, radyoyu açıp şarkı tutmayı ya da kitap okumayı hatta balkona çıkıp bağırmayı ondan öğüt aldık.Çünkü öğrenmiştik artık zehrin dışarı akmadan yüreğin yıkanmadığını.O yüzdendir belki de sık sık aldık elimize mikrofonu şarkılar söyledik avaz avaz.
Daha büyüdük büyüdük ,  baktık aslında herkes yaralı
Ne zaman canın yansa bu kadar derinden
Sanırsın mümkün de
ğil bir daha üzülmen
Ne inat ne gözü kara ne dayanıklı yürek
Acıyor aynı yerden her
 şeye rağmen
Ne akıl kar ediyor ne fikir o sırada
Biliyorsun geçiyor zamanla ama ne fayda 
Tam bunlarla baş ediyorum derken ne yazık ki kayıplarımız oldu hayatta .  Büyüdükçe kaybettik bazen beraber yola çıktıklarımızı onunla beraber ve ben evde söyleyip annemin yol arkadaşsız kalışına ağlarken biliyordum ki orada bir yerlerde o da kaybettiği canlarına ağlıyor ve kızıyor onlara şu satırlarda , aslında annem de için için babama kızarken:
Ben sana küsüm aslında, haberin yok
Koyup gitti
ğin yerde kötülük çok
Kime kızayım, nazım senden ba
şka kime geçer?
Benim sensiz kolum, baca
ğım, ocağım yok . 
 Veee bir de baktık ki ne kadar eskidenmiş her şey . Çok eskide kalmış gibi geldi zaman nedir bilmediğimiz , herkesle arkadaş olduğumuz, şarkıların bu kadar incitmediği günler. Baktık ki o da satırlarında boş çerçevelerden , geçip giden gençlikten kimsenin bize ihanet etmediği ,bizim kimseyi aldatmadığımız, kimseye küsmediğimiz ,kimsenin ölmediği günlerden bahsediyor ve bize de çok eskidenmiş gibi geldi onunla beraber. Sonra istedik ki başımızı omzuna yaslayalım sevdiğimizin ve yeniden başlayalım hayata özlediğimiz o yerin hayalini kurarken... Sonra hep aynı şey oldu ve silkelendik küllerimizden doğduk , hadi bir Sezen gecesi yapalım dedik .Bu kez de onun fıkır fıkır , hayati tiye alan halinden birşeyler söyledik , hayata inat, kadere inat.Kahpe kader derken göbek atmaya , çat diye çatlamak üzereyken , neresinden tutup düzeleceğimizi bilemediğimizde, hatta kendimizi boğasımız geldiğinde çakkıdı çakkıdı oynamaya başladık.
 Onunla beraber büyümek güzel….



16 Eylül 2012 Pazar

Moral- motivasyon

Morale ihtiyacim oldugunda girer devreye savunma mekanizmam. Gucsuz durmama , yenik durmama izin vermez. Bir anda degistirir bakis acimi ve ben kendime bile aciklayamadigim bir sekilde taze hissederim kendimi. Cunku bilirim ki ben, sular akarken , zaman gecerken hayat durup da beni beklemeyecek. Hayattan mola almak en buyuk lukstur aslinda. Eger mola hakkin yoksa soluk almalarin da kisa ama sık olmali. Gecen zamana inat ben de aldim alacagimi bu hayattan diyebilmeli. Hayattan tad almaniz dilegimle iyi pazarlar....

6 Eylül 2012 Perşembe

yine mi sonbahar?

Tuhaf duygular yaratıyor bu sonbahar bende.... Onu sevmemi istemiyor gibi sanki... Sadece yaprakların değil sanki hayatımın renklerini çalıyor gibi hissediyorum. En güzel doğa manzarasında bile sarıya çalan bir hüzün.... Sevdiğim herşeyden ve herkesten uzaklaştırıyor sanki beni yarattığı duygulardan sebep....Sonbahar kapıdan ceeee deyip baktığında ben kendimi torlanıp toparlanıp terkederken buluyorum sevdiğim şeyleri , sevdiğim yerleri , sevdiğim duyguları... Umarsızlık uzaklaşıyor ilk benden. Dörtnala üstüme üstüme geliyor sorumluluklar , bağlılıklar.... Daha çabuk canı sıkılan , daha çabuk isyan eden , daha az kendine vakit ayıran hatta daha az hayal kuran , kurabilen birine dönüşüyorum.... Ben her yaz o parlak mavilikte, o duru yeşillerle söz veririm bu sonbaharın farklı olacağına ama sonbahar hiç yardım etmez  hiç kolaylaştırmaz işimi kararımı uygulamaya çalışırken.... Derdi nedir bu sonbaharın?

5 Eylül 2012 Çarşamba

EL ELE ......



Hayat arkadaşlığının anlamını keşfediyorum bugünlerde.... Evet , aslında yıllardır evli birisi olarak hayat arkadaşı olmanın ne demek olduğunu yeni yeni öğretiyor hayat bana ; hem de Canlarımın hayatlarına tatsız birkaç dokunuş yaparak.' Seviyorum, seviliyorum ; aşkımızın bir de meyvası var ' klişelerinden çok öte birşey olduğunu..... Aslında hayat yolunda önüne çıkan onca engelde ' Ne mutlu ki yalnız değilim' diyebilmenin, ' Çoluk çocuğu boşver ; sensin benim yanıma kalan ' duygusunun anlamını.... 'İyi günde , kötü günde , hastalıkta , sağlıkta , ölüm sizi ayırıncaya kadar ' derler ya evlendirirken birilerini işte onun gerçekten ne demek olduğunu kavrıyorum artık. Çok sevdiğin , çok yakınındaki insanlar birbirlerine sıkı sıkı tutununca zor zamanlarında , birbirlerinin gözlerinin içine bakarken onsuzluğun sızısını hissettiklerini görünce , yolun başında bu kadar derinlemesine bir şeyler hissetmezken yıllar içinde birbirlerine nasıl da kenetlendiklerini görüyorum. Ama biliyorum ki herkes bu kadar şanslı değil . Ne beraber yaşlanacak kadar ne de beraber yaşlanırken nice dostluklar , nice tatlar , nice keyifler biriktirecek kadar... Galiba önemli olan ölüm ayırmaya karar verince sizi sevdiklerinizden ,  hala 'ne iyi olmuş da kesişmiş yollarımız' diyebilmek .... Mutlu edebildiğiniz , beraberken mutlu olabildiğiniz insanlarla bir ömür geçirmeniz , geçirmemiz , pişmanlıklarını hatırlamayacağımız bir hayat yaşayabilmemiz dileklerimle.....