30 Aralık 2012 Pazar

Yine, yeni, yeniden.....

Yeni kararların zamanıdır yeni yıl. Şapkanı önüne koyup düşünmenin. Muhasebe yapmaktır bir nevi. Ders çıkarmak gerekir olandan bitenden. Cesur olmak şarttır esasen bu yeni başlangıçta, eskiyenleri kapının önüne koyacak kadar, sandıkları boşaltacak , şöyle bir havalandıracak kadar hayatını. Eksiği , gediği farketmek, fazla olandan , yük olandan ayrılmak için süper bir zamandır. Ama bir yanılgımız vardır çoğu zaman; sanırız ki yeni yıla uyandığımız sabah bütün hayaller gerçek olmaya başlayacak, sanırız ki yeni kararlar kolayca uygulanacak, kapılar tek tek açılacak . Bu yüzdendir yeni yılın daha 2. gününde uzaklaşmaya başlamamız ümitlerimizden , bu sene de gerçekleşmeyecekler diye. Halbuki koskoca evrende bir kum tanesi olduğumuzu unutmayalım. Bu büyük enerjinin içinde bizim de payımıza düşen nice renkler, nice mucizeler var şüphesiz. Bu yüzden sarılalım bu yıl tüm hayallerimize. Yeni yılın 2. sabahına birincisinden daha da ümitli , daha da mutlu uyanalım. İnanalım ki geçen hergün bizi biraz daha yaklaştırıyor özlediklerimize , beklediklerimize. Sahip olduklarımız için minnettarlık duyarak, sahip olmayı düşlediklerimize, hayallerimize dört elle sarılarak huzurlu, coşkulu, heyecanlı, neşeli, yuvası ferah ruhu refah içinde mükemmel bir yıl geçirmemizi dilerim benim ve benim ne yazdığımı merak eden herkesin.

27 Aralık 2012 Perşembe

Ece.....


Ben onu çok yıllar önce tanıdım. Kendine göre bir duruşu, kafa tutuşu vardı herkese ve herşeye ,küçücük bedenine, kaşık kadar suratına inat. Doğru bildikleri vardı, özlem duydukları ve sahip çıktıkları.Benim gibi pamuklara sarılmış bir hayat yaşamış bir genç kız için çok çok büyük mücadeleleri vardı. Önce hayretle izledim onu, bilindik klişelerle cevaplamaya çalıştım kafasındaki soruları. Ortak heyecanlarımız yakınlaştırdı bizi kısa sürede. Belki de Tanrının eşsiz planının bir parçasıydı ikimizin de kızının olması bir kaç ay arayla. Konuşacaklarımız, paylaşacaklarımız çoğaldı her geçen gün. Sonra çok geçmeden bir de baktım ki hayatımın tam ortasında, en göbeğinde kocaman bir yeri olmuş asla vazgeçemeyeceğim. Nice yollardan yürüdük beraber, ne virajları aldık , bazen de alamadık, ne yollardan geri döndük, nice yeminleri bozduk, çokça ağladık , bolca güldük. Neler neler birikti yıllar içinde. Korkularımız da , umutlarımız da , sevinçlerimiz de , hayallerimiz de birbirine karıştı. Ben ne zaman güzel bir şey görsem o da görsün isterim. Hoş bir melodi duysam onu ararım.Her yer onunla güzel, herşey onunla başedilebilir benim için. Bu hayattaki en büyük başarımdır benim bu dostluk. Ne iyi etmişim de nereye gitse peşinden gitmişim , ne yapalım dese bir denemişim. Çok hayalimiz var onunla .Bir gün o hayaller gerçekleşecekse eğer mutlaka yanımda o da olsun isterim. Her doğumgününde de Tanrının kapılarının sonuna kadar açık olduğuna inandığımdan dilerim ki her istediği gerçek olsun çünkü benim arkadaşım herşeyin en iyisine layıktır.

9 Aralık 2012 Pazar

Zerafet mi Özgürlük mü

Bazı insanlar her zaman şık olmalıdır. Zerafet yaşam biçimleridir.Herkese karşı nazik ve kusursuzdurlar. Nerede ,hangi ruh halinde olurlarsa olsunlar , onlardan beklenen ölçülü , ne yaptığını bilen , kontrollü davranışlardır. Dışarıdan bakıldığında hiçbir zaman zıvanadan çıkmayan , aşırı üzülmeyen , asla dibe vurmayan resimlerdir onlar. Hayranlık uyandırırlar ama asla haklarında derin derin düşünülmez. Çünkü onlar gerçek olamayacak kadar öz güvenlidirler. Onlar kimseden bir şey beklemez çünkü tek başlarına da muhteşemdirler. Yardıma asla ihtiyaçları olmaz ; sadece onlara ihtiyaç duyulabilir ve o anda , o yerde mutlaka olup elinizi tutandır onlar.Öyle bir motivasyonla büyümüşlerdir ki onların ruhunda sürekli bir hata yapmama telaşı , eleştri almama çabası vardır çünkü bir taraftan süregelen inancın devamını sağlamaya çalışırlar , bir yandan da kimseyi hayal kırıklığına uğratmama arzusunu taşırlar. Ama unuttukları ve haklarında unutulan bir gerçek vardır ki aslında onlar da herkes gibidirler ; kusurları , zaafiyetleri olan , ulaşamadıkları hayalleri için dua eden , hatta bazen çaresizlikten kabına sığmayandır onlar da herkes gibi. Onlar da ellerinde olandan fazlasını arzu ederler aslında ya da onlar da başkalarına bakıp onların kusursuzluğundan ilham almak isterler. Tüm ruhlarını açtıkları ya da onları en yakından tanıyanlardan beklerler o hassas dokunuşu hayatlarına ama bazen bir bakışları ya da acımasız bir yorumlarıyla sarsılırlar. Kimse bilmez çoğu zaman o beklenen duruşu sağlamak için sarfettikleri çabayı. Kendin için yapmak , en önemli benim demek , önce kendini düşünmek felsefelerinden heyecanlansalar da beklentilere cevap vermek heyecanı ayakta tutar onları , zayıflığın lüksünden uzak tutmak pahasına kendilerini.O kadar kaptırırlar ki kendilerini bu duruşa , onlar bile eleştirirken bulurlar kendilerini zayıf bir davranışla , bir kontrolsüzlükle karşılaştıklarında.Ama kendini deliliğe vurmuş,  hayatı uçlarda yaşayanlardır aslında onların kaçırdıklarını yakalayanlar.Çok iyi tanırım böylelerini ben çünkü yıllardır yaşıyorum bunun gibisiyle.