18 Kasım 2012 Pazar

 Tanıdık insanlar, bilindik mekanlar,aşina sesler, insanı alışık olduklarıyla bir arada tutan şeyler iyidir aslında. Risk yoktur o durumda.Ne yapacağını nasıl yapacağını çok iyi bilirsin . Ne telaşa gerek vardır, ne ince ince hesaplamaya......Bir garip huzur ve ne yaptığını bilme hali hakimdir duruma. Ama yine de içinde bir şey başlar bir süre sonra ince ince kanırtmaya.Rutini sorgulamak, yeniliklerden medet ummak, uçup giden zamana odaklanmak kaçınılmaz gerçek olur.En iyi bildiğimde midir huzur yoksa belki de hiç denemediğimde mi diye sorarsın kendine.Ben  her pazarı pazartesiye bağlayan gecede sorgularım rutinimi. Sonra pazartesi akşamüstüne vardığımda' başladıysa bitmiştir' felsefesine sığınır kocaman bir ironi yaşamaya başlarım çünkü aslında itirazım, telaşım yetişemediğim, çok çabuk akıp gitmesinden memnun olmadığım zamanken onun geçeceğini bilmek tesellim olmuştur.Galiba hayat da bu koskocaman tezattan ibaret.Ama ben pazar akşamından güç alarak derim ki belki de tüm farkı yaratacak olan da gidilmemiş yola girmeyi göze almaktır.

Rober Frost'un çok sevdiğim bu şiiri bu duyguyu.hayatı .insanın ikilemini. arayışını ne güzel anlatıyor.

gidilmeyen yol

sarı bir ormanda ikiye ayrıldı yolum,
ikisinden birden gidemediğim ve yoldaki
tek yolcu olduğum için üzgün, uzun uzun
baktım görene kadar birinci yolun
otlar çalılar arasında kıvrıldığı yeri;
sonra öbürüne gittim, o kadar iyiydi o da,
ve belki çimenlik olduğu, aşınmak istediğinden
gidilmeye daha çok hakkı vardı; oysa
oradan gelip geçenler iki yolu da
eş ölçüde aşındırmıştı hemen hemen,

ve o sabah ikisi de uzanıyordu birbiri gibi
hiçbir adımın karartmadığı yapraklar içinde,
 
ah, başka bir güne sakladım yolların ilkini!
ama bilerek her yolun yeni bir yol getirdiğini,
merak ettim geri gelecek miyim diye.
 

iç geçirerek anlatacağım bunu ben,

nice yaşlar nice çağlar sonra bir yerde:
bir ormanda yol ikiye ayrıldı, ve ben –
 
ben gittim daha az geçilmişinden,
ve bütün farkı yaratan bu oldu işte.


çeviri: suphi aytimur